Münir Göker

İSTANBUL ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER

İstanbul için Avrupa Kültür Başkenti kimliği girişimimizin hararetli günlerinde, kimliği pek belli olmayan bir Alman vatandaşının, kimliği çok belli bir Türk genci tarafından “kültür başkenti olmaya can atan güzel İstanbul’un” odak noktası olan Pera’da DÖNER BIÇAĞI  ile  öldürülmesi bu girişimin hangi noktasında olduğumuzu göstermektedir.

O Türk genci ki, hayatında hiç kitap okumamış; Atilla İlhan ve Shakespeare adını hiç duymamış, hatta eski İstanbul şarkılarını ve Münir Nurettin’i hiç dinlememiştir.  Sadece televole medyasının, vurdulu kırdılı, ekranı kan gölüne çeviren üçüncü sınıf Amerikan filmlerinin, döner bıçaklarıyla seyredilen futbol maçlarının, parasızlığın, işsizliğin etkisinde kalmış, itilmiş, kırılmış, örselenmiş 23 yaşında bir Türk genci…İsmi Ahmet veya Mehmet; ne fark eder ki…Her gün sokaklarda gördüğümüz, sadece 1 TL isteyen tinerci 17.000 İstanbul gencinden birisi… Böylesine binlerce çaresiz gençlerin sokakları doldurduğu İstanbul, bana ünlü yönetmen John Carpenter’in  New-York’tan Kaçış filmini anımsattı. Filmde, bilinmeyen bir tarihte NewYork anarşi, cinayetler, kişisel kırımlardan öyle bir hale gelmiştir ki, herkes bu güzel kentden kaçma telaşı içindedir. Ne acı değil mi?

İstanbul üzerine yazılan yüzlerce güzel şiirin insanı en çok çekeni Orhan Veli’ninkidir :

İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı

Cıvıl, cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular

Bir yosma geçiyor kaldırımlardan

Bir şey düşürüyor yere

Bir gül olmalı

Sayın Başbakanın dediği gibi, İstanbul hemen Anadolu’dan gelen göçe kapılarını kapatmalı. Ya da muhtarlara gönderilen bir genelge ile son beş yılda gelenler tesbit edilmeli. Başka çare yok gibi görülüyor. Bir vize ya da pasaport uygulanmalı İstanbul için. BU YALNIZCA DUYGUSAL BİR ÖNERİ. İstanbul’un, ayaklarının altından kaydığı gören, ancak yazmaktan başka hiçbir şey de yapamayan bir İstanbullu’nun feryadı.  Bu feryat MEDYANIN ANLI-ŞANLI KÖŞE YAZARLARINA, ÇÜNKÜ YÜZLERCE DEĞERLİ VE ÖNEMLİ KÖŞE YAZARLARINDAN BİRKAÇI HARİÇ HİÇBİRİ BU ÖNEMLİ KONUYA DEĞİNMİYOR.  Benim gibi KENDİ ÇAPINDA BİR YAZAR, BU UFAK KARESİNDE BAŞKA NE YAPABİLİR?

İstanbul’un artık caddelere, sokaklara sığmayan ve 19 milyona varan nüfusunu azaltmak için ne yapmalıyız? Her an, her yer kalabalık. Çoğu işsiz, caddelerde dinamit lokumu gibi gezen binlerce, binlerce genç. Ellerinde döner bıçakları veya silah. Bu kargaşa nasıl önlenir?

Ne diyelim Tanrı yardımcımız olsun. Göç…Evet göç.. Yetkililer İstanbul’a göçü artık önlemek zorundalar.

Yazılı ve görsel medya incin çekirdeğini doldurmayan lay-lay –lay programlar yapacağına,  köşe yazarları hergün buram, buram porno kokan yazılar yazacağına, birazda şu sorunlara eğilseler, en azından TV’lerde ayda bir kez olsun, trafik sorunu ve trafik terbiyesi konusunda programlar yapsalar… Üç günde bir spot halinde:”KIRMIZI IŞIKDA GEÇMEYİN, SOL ŞERİDİ İŞGAL ETMEYİN, HIZ YAPMAYIN, PARK KURALLARINA UYUN, TRAFİK POLİSİ GÖREVLERİNİZİN BAŞINA, KAHVELERDE DEĞİL TRAFİĞİN İÇİNDE OLUN” deseler ya.

Bunu Avrupa medyası uyuşturucu konusunda hergün yapıyor.

Göçün önlenmesi

Varoşlardaki insanların sorunları

İşsizlik, nüfus sorunu, tinerci gençlerin rehabilitasyonu, sokak çocukları… konulu programlar yapılsa kötü mü olur?

REYTİNGLERİ Mİ AZALIR ACABA? ÇOK MERAK EDİYORUM.

Evet; kısacası kültürden önce yetkililer İstanbul’un bu önemli sorunlarını halletmek zorundadırlar. Yoksa yarın çok daha geç olacak . Ve filmdeki gibi İstanbul’dan kaçış başlayacaktır.

 

Münir Göker

Bir Yorum Yazın